İletişim: 0212 446 16 25

Rulman sektöründen taklit ürüne hologramlı çözüm

Dünyada 2010 yılında 50 milyar dolara ulaşan rulman pazarı Türkiye’de, 1.5-2 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Sanayide kullanılan rulmanların yüzde 95’i ithal ürünlerden oluşurken, sadece birkaç yerli üretici belli serilerde imalat yaparak, sektöre hizmet veriyor.

rulman,rulman,rulman

rulman,rulman,rulman, sahte, fake rulman, ucuz rulman, kalitesiz rulman,

Sektörün en önemli sorunlarının başında gelen ‘ayıplı taklit ürünler’, çok hassas ve kritik bir makina elemanı olan rulmanın orijinalliği konusunda tüketiciye güven problemi yaşatıyor. Bu da sektördeki birçok firmanın taklit ürünlere karşı hologram uygulaması gibi farklı önlemleri hayata geçirmesine neden oluyor. Bu konuda tüketicinin seçici davranması gerektiğine dikkat çeken firma sahipleri, mal alımının mutlak suretle yetkili bayiden yapılması önerisinde bulunuyor.

Hareket ve enerji iletiminin olduğu her alanda kullanılan rulmanı temsil eden sektör, resmi olmayan rakamlara göre 2010 yılında yüzde 10-15 aralığında büyüdü. Sektör, bu yıl ise satışlarını yüzde 20 oranında artırmayı öngörüyor. Bu kadar hızlı bir gelişim gösteren rulman sektöründe olumlu gelişmeler kadar sıkıntılar da yaşanıyor. Rulman sektöründe ithalatçı ve yerli firmaların en büyük ortak sorununu ise, taklit ürünler oluşturuyor. Taklit rulmanların firmaların marka değerine zarar verdiğinin altını çizen sektördeki üretici firmalar, ürünlerine koyduğu hologram uygulamasıyla bu durumun yarattığı olumsuzluğu aşmaya çalışıyor.

Sektördeki ‘ayıplı taklit ürünler’, çok hassas ve kritik bir makina elemanı olan rulmanın orijinalliği konusunda tüketiciye güven problemi yaşatıyor. Bu da sektördeki birçok firmanın taklit ürünlere karşı farklı önlemleri hayata geçirmesine neden oluyor. Kutularında özel bandrol etiketler kullanan firmalar, ayrıca ürün orijinallik garantisini devreye alıyorlar. Orijinallik garantisini nano-teknolojik barkodla sağlayan bazı firmalar, bu yenilikleri kullanarak ürünlerinin moleküler yapılarına entegre olabilen orijinal bir kod veya imza görevi gören sistemlerle, sahte ve taklit ürünlere karşı kendilerini bir anlamda koruyor. Söz konusu teknolojiyi imalatın değişik aşamalarında ürüne ekleyen firmalar, bu kod sayesinde istenildiğinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde rulmanın orijinalliğinin belirlenmesini sağlıyor. Rulmanın kullanım ömrü boyunca kalan bu özel kod sayesinde, ürünün orijinalliği kesin bir şekilde belirlenebiliyor. Bu konuda tüketicinin seçici davranması gerektiğine dikkat çeken firma sahipleri, mal alımının mutlak suretle yetkili bayiden alınması önerisinde bulunuyor.

SEKTÖRDE BU YILKİ BÜYÜME HEDEFİ, YÜZDE 20
Küresel ekonomik krizin etkilerinin derinden hissedildiği 2009 yılında duraklama dönemine giren sanayi üretiminin etkisiyle düşen Türkiye’deki rulman satışları, geçen yıl toparlanma eğilimindeki piyasaların da etkisiyle yeniden yükselme eğilimine girdi. Resmi olmayan rakamlara göre 2010 yılında sektörün yüzde 10-15 aralığında büyüdüğü görüşünde birleşen firma sahipleri, bu yıl ise satışlarının yüzde 20 oranında artacağı öngörüsünde bulunuyor. Bu yılın ilk yarısında ortaya konan sektör performansı ile söz konusu hedefin rahatlıkla yakalanabileceğine işaret eden firma sahipleri, başta ağır sanayi ve otomotiv olmak üzere birçok alandaki satış rakamlarını artırmayı amaçlıyor.

Dünya rulman ticaretinin 2010 yılında 50 milyar dolara ulaştığını kaydeden sektör aktörleri, Türkiye rulman pazarının ise 1.5-2 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığına vurgu yapıyor. Sanayide kullanılan rulmanların yüzde 95’i ithal ürünlerden oluşurken, sadece birkaç yerli üretici belli serilerde imalat yaparak, sektöre hizmet veriyor. Yine sektörde yüzlerce bayi yer alırken, bu bayiler yaklaşık olarak 10 ila 15 markanın temsilciliğini üstleniyor.

Sektördeki ihracat rakamlarına bakıldığında ise 2009 yılına göre bir iyileşmenin olduğu göze çarpıyor. Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’nden edinilen bilgilere göre, sektörün 2009 yılı Ocak-Temmuz döneminde ihracatı 34 milyon 489 bin dolar iken, 2010 yılı aynı döneminde 49 milyon 162 bin dolar oldu. Sektör, 2011 yılı Ocak-Temmuz döneminde ise 73 milyon 444 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

LİNEER UYGULAMALAR DİKKAT ÇEKİYOR
Sektörde gelecek dönemde yıldızı parlayacak ürünlerin başında, çok geniş uygulama alanı bulan sabit bilyeli rulmanlar geliyor. Ayrıca özellikle otomotiv sektöründe ağırlıklı olarak kullanılan konik makaralı rulmanlar, demir-çelik ve çimento sektörlerinin kullandığı ve ağır sanayinin vazgeçilmezi olarak görülen oynak makaralı rulman serileri de günümüzde öne çıkmaya devam ediyor. Bu ürünlerin yanı sıra son beş yılda, doğrusal hareket yataklamasında kullanılan lineer rulman uygulamalarındaki artış da dikkat çekiyor. Son dönemde sektörün talebine bağlı olarak tasarruflu ürünlere yönelen sektördeki bazı firmalar ise, çevre dostu rulman üretimine odaklanıyor.

SEKTÖR DIŞA BAĞIMLI
Yerli üretim yapan firma sayısının bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olduğu Türkiye rulman sektöründe, ağırlıklı olarak yabancı firma ve ürünler hakim bulunuyor. Türkiye rulman pazarında yerli üretimin az olmasını imalatın geç başlamasına bağlayan firma sahipleri, ayrıca yabancı markaların iç pazarda 50 yılı aşkın süredir var olmalarının bu durumun oluşmasında etkili olduğu görüşünde. Yerli firmalara göre, Türk sanayicisinin rulman üreten yerli firmaların varlığından habersiz olması da bu durumu destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor. Bu noktada devletin yerli üretimi teşvik etmesini bekleyen yerli üreticiler, bu sayede ithalatın dengelenebileceği değerlendirmesini yapıyor.
Türkiye’de rulman üretiminin yok denecek kadar az olması nedeniyle birçok sektör, ihtiyacını yurtdışından ithalat yoluyla karşılamak zorunda kalıyor. Türkiye’de işçilik ücretlerinin ve girdi maliyetlerinin çok yüksek olması nedeniyle yerli üreticinin rulman üretimine sıcak bakmadığını kaydeden sektör yetkilileri, yurtdışından daha uygun fiyatlarla rulman temin edilebildiğini anlatıyor.

Rulman sektöründeki üretim azlığı, makina sektörünü de olumsuz etkiliyor. Sektör yetkilileri, rulman tüketiminin ağırlıklı olarak makina üreticileri tarafından gerçekleştirildiğini belirtiyor. Damping vergilerinin de yüksek olması nedeniyle tedarikçiler rulmanı Türkiye’ye yüksek fiyatlardan getirmek durumunda kalıyor. Paralelinde, yüksek fiyatlı rulmanı kullanan makinacının ürettiği makina fiyatları da yükseliyor. Bu durum ise makinacının ürünü ile yurtdışında rekabet etmesini zorlaştırıyor.

İTHALAT-ÜRETİM DENGESİNİ KURACAK DÜZENLEME İSTENİYOR
Katma değeri yüksek olan rulman için yerli üretim payının artırılması gerektiğini vurgulayan sektör yetkilileri, üretici firmalar olarak sektörde ithalat-üretim dengesini kuracak düzenlemeler beklediklerine vurgu yapıyor. Konunun çözümü için üretimin teşvik edilmesi önerisinde bulunan yetkililer, bir diğer önemli sorunlarının da sahte malların piyasaya rahatlıkla girmesi olduğuna işaret ediyor. Bu ürünler yüzünden hem sektör aktörleri hem de tüketici mağdur ediliyor. Özellikle tüketici kalite seviyesi çok düşük ve ucuz mallarla aldatılıyor. Üretici ise, düşük fiyatla piyasaya sunulan sahte mallar ile rekabette zorlanıyor. Fiyat odaklı yapılan rekabet yüzünden kâr marjı çok düşük seviyelerde seyrediyor.
Rulman sektöründeki olumlu gelişmelerin paralelinde makina sektörünü de rahatlatacağını vurgulayan firma sahipleri, makina üreticisinin de daha uygun fiyatlarla ürün temin edebilecek olması nedeniyle yurtdışındaki rekabet şansının artabileceği görüşünü kaydediyor. Bu nedenle konuya yalnızca rulman olarak bakılmaması gerektiğini, paralelinde pek çok üretim firmasının geleceğinin olumlu yönde etkileneceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkat çeken firma sahipleri, bir takım desteklemelerle sıkıntının aşılabileceğine değiniyor.